Minik Robot Argo ve Apartman Macerası

Minik Robot Argo ve Apartman Macerası

Konu: On bir yaşındaki Beren, annesiyle yaşadığı apartmanda, çatı katında oturan Bilge Amca’nın atölyesinde minik bir bilgisayar robotu olan Argo ile tanışır. Argo, kendi başına öğrenebilen, sorular soran, sevimli bir robottur. Bir gün şehirde elektrikler kesilir, apartman sakinleri zor duruma düşer. Beren, Argo’nun yardımıyla çevre dostu ve akıllı bir çözüm bulur; ama uygulamayı her zaman Bilge Amca’nın gözetiminde, güvenli bir biçimde yaparlar. Masal, bilimin insanlığa nasıl yardımcı olduğunu, teknolojinin doğru kullanıldığında her şeyin güzelleştiğini, elektrik gibi ciddi işlerin mutlaka büyüklerle yapılması gerektiğini ve herkesin farklı yeteneklerinin bir araya geldiğinde büyük işlerin başarılabileceğini anlatır.
Minik Robot Argo ve Apartman MacerasıBir varmış, bir yokmuş. İstanbul’un küçük bir mahallesinde, dar sokakların arasında, üç katlı bir apartmanın birinci katında annesiyle yaşayan on bir yaşında bir kız çocuğu varmış. Adı Beren’miş. Saçları iki örgü, gözleri sürekli merak eden, ellerinde hep bir kitap ya da küçük bir defter olan bir çocukmuş Beren. Okuldaki öğretmenleri onu “soru makinesi” diye severek takılırmış, çünkü Beren her şeyin nasıl çalıştığını sormayı çok severmiş.
Beren’in annesi Zeynep Hanım, kütüphanede memurmuş. Akşamları eve geldiğinde hep Beren’e bir kitap getirirmiş. Bazen bir roman, bazen bir bilim kitabı, bazen de dünya atlası. Beren de bu kitapları yatağının yanına yığarmış ve her gece biraz okur, sonra uyurmuş. Beren’in en sevdiği bilim kitabı “Çocuklar İçin Küçük Mucitler”miş. O kitabın kahramanı küçük bir kızmış, laboratuvarda küçük deneyler yaparmış. Beren de o kız gibi olmak istermiş.
Minik Robot Argo ve Apartman MacerasıBeren’in yaşadığı apartmanın çatı katında, komşuların çoğunun adını bile zor hatırladığı birisi yaşarmış: Bilge Amca. Bilge Amca’nın gerçek adı Osman’mış ama herkes ona Bilge Amca dermiş, çünkü mahalledeki herkes bir şey takılınca ona sorarmış. Çatı katının yarısı amcanın küçük atölyesiymiş; içinde lehim makinesi, küçük motorlar, kablolar, el feneri pilleri, çeşitli aletler ve rengârenk düğmeler bulunuyormuş. Bilge Amca’nın en büyük tutkusu, küçük robotlar yapmak ve onlara yeni şeyler öğretmekmiş.
Bir sonbahar sabahı, yağmur ince ince yağarken Beren annesinden izin almış ve Bilge Amca’nın atölyesine çıkmış. Kapıyı çaldığında Bilge Amca, elinde küçük bir lehim makinesiyle kapıya gelmiş. Gözlüklerinin üzerinden Beren’e bakmış ve gülümsemiş.
— Buyur Beren, demiş. Bugün hangi soruyla geldin?
— Bilge Amca, demiş Beren. Bir robot gerçekten kendi kendine düşünebiliyor mu? Yani bir insan gibi.
Bilge Amca gülmüş.
Minik Robot Argo ve Apartman Macerası— Soruna cevap vermeden önce, gel seni biriyle tanıştırayım, demiş.
Beren atölyeye girdiğinde, masanın üzerinde küçük, yuvarlak, mavi gözlü, sevimli bir robot görmüş. Robotun tepesinde küçük bir anten, gövdesinde iki küçük tekerlek ve ön yüzünde küçük bir ekran varmış. Robot Beren’i görünce ekranı hafifçe parlamış ve yumuşak bir sesle konuşmuş:
— Merhaba, benim adım Argo.
Beren şaşkınlıkla donmuş. Sonra yavaşça eğilmiş ve robota yaklaşmış.
— Sen gerçekten konuşabiliyor musun? demiş.
— Elbette, demiş Argo. Hatta sorular da sorabiliyorum. Mesela, senin en sevdiğin renk hangisi?
— Mavi, demiş Beren.
— Benim de mavi, demiş Argo. Bu yüzden gözlerim mavi.
Beren gülmüş. Argo’yu çok sevmiş. O gün Beren saatlerce Argo ile sohbet etmiş. Argo ona bilimden, yıldızlardan, denizaltılardan, kuşların uçuşundan bahsetmiş. Beren ise Argo’ya kedi sever mi, yağmur sever mi, gibi sevimli sorular sormuş.
Bilge Amca kenarda oturmuş, çayını yudumlarken gülümsüyormuş. Bir ara konuşmuş:
— Beren, Argo sadece bir robot değil. O, küçük bir bilgisayar beyni taşıyor. Ona ne öğretirsen, onu öğreniyor. Ama asıl güzel yanı, senin ona öğrettiğin şeyleri seninle birlikte keşfetmeyi seviyor.
Beren başını sallamış.
Günler böyle geçmiş. Beren her gün bir saatliğine çatıya çıkmadan önce annesine haber verirmiş; annesi de gülümseyip “Dikkatli ol yavrum, akşamüstüne kadar dön” dermiş. Çatıya çıktığında Argo ile konuşur, ona kitap okur, okuldaki bilgileri paylaşırmış. Argo da ona yeni şeyler öğretirmiş. Bir gün Argo demiş ki:
— Beren, ben sadece konuşan bir robot değilim. Ben bir şeyleri öğrenebilen, problem çözebilen bir robotum. Eğer bir gün bir problem olursa, ben yardıma gelebilirim.
Beren gülmüş, “tamam Argo” demiş.
Bir hafta sonra Argo, Beren’e bir hikâye anlatmış.
— Beren, demiş. Güneş her gün dünyamıza enerji gönderiyor. Bu enerji güneş panelleri ile toplanabiliyor. Bugün dünyada çok önemli bir şey var: temiz enerji.
— Temiz enerji nedir? diye sormuş Beren.
— Doğayı kirletmeyen enerji, demiş Argo. Rüzgâr, güneş, su. Bunlar doğanın bize hediyesi.
— Biz apartmanımıza güneş enerjisi kursak olur mu? diye sormuş Beren.
— Olur, demiş Argo. Birlikte düşünelim.
Birlikte küçük bir model yapmışlar. Bir karton kutuya küçük bir güneş paneli yerleştirmişler, yanına küçük bir pil, bir de küçük bir ışık. Güneş ışığını kutunun üzerine tuttuklarında küçük ışık yanmış. Beren sevinçle zıplamış.
— Argo, çalışıyor! diye bağırmış.
Argo’nun ekranında küçük bir gülümseme belirmiş.
— Beren, demiş. Asıl mucize bundan sonra başlıyor. Bu sadece bir oyuncak model değil. Belki gerçekten apartmana uyarlayabiliriz.
Minik Robot Argo ve Apartman MacerasıBir cuma akşamı, karanlık bir sonbahar akşamı, tüm mahallede elektrikler kesilmiş. Sokak lambaları sönmüş, apartmanların pencereleri kararmış. Komşular birbirine şaşkın şaşkın bakıyormuş. Bazıları merdivenlerde el feneri ile yürüyor, bazıları komşusuna misafir oluyormuş. Annesi Beren’e bir mum yakmış, küçük salonda oturmuşlar. Beren, tam o sırada Bilge Amca’nın daha önce öğrettiği gibi, önce elektrikli aletlere dokunmadan uzak durmuş, ellerini kuru tutmuş, mumun yanına da annesinin eşliğinde oturmuş.
Bir süre sonra kapı çalınmış. Dışarıda Bilge Amca varmış, yanında ise Argo varmış. Argo’nun küçük tekerlekleri merdivenlerden aşağı inerken hafif bir ses çıkarıyormuş. Beren kapıyı açmış.
— Beren, demiş Bilge Amca. Argo bir fikirden bahsetmek istiyor.
Argo ilerlemiş ve ekranı parlamış.
— Beren, bugün şehirde büyük bir elektrik arızası var. Ama biz küçük bir şey deneyebiliriz.
— Ne deneyebiliriz? demiş Beren.
— Burası küçük bir apartman. Herkes evinde mum yakıyor. Ama apartmanın çatısında küçük bir güneş paneli var. Gündüzleri güneş enerjisini topluyor. Eğer apartmanın bazı yerlerine bu enerjiyi aktarırsak, en azından koridor ve merdivenler aydınlanır.
— Ama ben elektrik mühendisi değilim ki, demiş Beren.
— Ben de değilim, demiş Argo. Ama biz birlikte düşünebiliriz. Yine de böyle işleri her zaman bir büyüğümüzün gözetiminde yapmak gerek.
Minik Robot Argo ve Apartman MacerasıBeren, Bilge Amca ve Argo birlikte bir plan yapmışlar. Çatıdaki güneş panelinden gelen enerjiyi, küçük bir kablo düzeneğiyle apartmanın koridoruna aktarmayı deneyeceklermiş. Bilge Amca, önce güvenlik için ana sigortayı kapatmış, kuru eldivenler giymiş ve tüm aletleri dikkatle yerleştirmiş. Beren, Bilge Amca’nın gösterdiği gibi eldivenlerini giyerek kabloları Bilge Amca’ya uzatmış, hiçbir şekilde prize ya da açık kabloya dokunmamış. Argo ise tüm hesapları yapmış, ne kadar enerji toplandığını, nereye ne kadar ışık verebileceklerini tek tek söylemiş.
Bir saat kadar çalıştıktan sonra, apartmanın koridorunda küçük bir ışık yanmış. Sonra merdivenlerin başında bir ışık, sonra her katta birer küçük ışık yanmış. Bilge Amca, en son sigortayı yeniden açmış ve tüm bağlantıları son bir kez kontrol etmiş. Apartman sakinleri kapılarını açmışlar.
— Işıklar geldi! demiş bir komşu sevinçle.
— Teşekkürler çocuklar! demiş bir başka komşu.
— Küçük bir robot, küçük bir kız ve bir bilge amca, demiş bir başka komşu. Üçü birlikte bize ışık getirdi.
Bilge Amca gülümsemiş, Beren ise çok mutluymuş. Argo’nun ekranında küçük bir kalp belirmiş.
O gece Beren evine döndüğünde annesine her şeyi anlatmış. Annesi onu kucaklamış ve “Aferin kızım” demiş.
— Anne, demiş Beren. Argo’ya bilimsel düşünmeyi öğretiyorum. Ama aslında o da bana öğretiyor.
— Ne öğretiyor? demiş annesi.
— Bilimin sadece formüller değil, başkalarına yardım etmek olduğunu öğretiyor, demiş Beren. Ama bir de öğretti: büyük işleri her zaman büyüklerinle, güvenli bir şekilde yapacaksın.
Annesi gülümsemiş.
— Aferin kızım, çok güzel öğrenmişsin.
Ertesi gün okulda öğretmeni sınıfta konuyu açmış: “Eğer şehrimizde bir gün elektrik kesilirse ne yapardık?” demiş. Beren parmağını kaldırmış ve güneş enerjisinden, küçük çözümlerden, birlikte çalışmaktan bahsetmiş. Ama bir şeyi de eklemiş:
— Ama en önemlisi, demiş Beren, böyle işleri mutlaka büyüklerimizle birlikte yaparız. Çünkü elektrik hem çok yararlı, hem de çok dikkat isteyen bir şey. Çocuklar düşünür, planlar; büyükler uygular.
Öğretmeni alkışlamış.
Birkaç gün sonra Argo, Beren’e bir hediye vermiş. Küçük bir kutu. Beren kutuyu açtığında içinde küçük bir güneş enerjisiyle çalışan el feneri görmüş. Fenerin üzerinde “Beren için, Argo’dan” yazıyormuş.
Beren feneri çok sevmiş. O gece yatağına girdiğinde feneri pencerenin kenarına koymuş ve “Yarın yine bir şeyler öğreneceğim” diye düşünmüş.
O günlerde Beren, sadece Argo’yla değil, okuldaki arkadaşlarıyla da küçük projeler yapmaya başlamış. Bir gün sınıfta “Geleceğin Şehri” konulu bir proje ödevi verilmiş. Beren, küçük bir karton kutuya güneş enerjisiyle çalışan küçük bir sokak lambası modeli yapmış. Lambanın yanında küçük bir rüzgâr türbini, bir de yağmur suyu toplayan bir sistem varmış. Öğretmeni çok beğenmiş.
— Bu çocuk gerçek bir mucit, demiş öğretmeni.
Beren utanmış ama gülümsemiş. Çünkü o, Argo’nun öğrettiği bir şeyi sınıfa taşımıştı: birlikte çalışmayı, küçük fikirlerle büyük şeyler yapmayı.
Birkaç ay sonra Beren, okulun bilim şenliğine katılmak istemiş. Bilge Amca’ya sormuş:
— Bilge Amca, okulda bilim şenliği var. Argo’yu götürebilir miyim?
Bilge Amca düşünmüş.
— Argo’yu her yere götüremez, demiş. Ama sen Argo’nun öğrettiklerini çocuklara anlat. Asıl bilim şenliği, başkalarına bir şeyler öğretmektir.
Beren anlamış.
Şenlik günü Beren, küçük bir masa kurmuş. Masanın üzerine güneş paneli, küçük rüzgâr türbini, yağmur suyu şişesi koymuş. Yanına da küçük bir pano asmış: “Temiz Enerji ile Geleceğin Şehri”. Çocuklar gelip incelemişler. Beren onlara anlatmış, sorular sormuş, birlikte deneyler yapmışlar.
Bir küçük kız sormuş:
— Peki, biz çocuklar ne yapabiliriz?
Beren gülümsemiş.
— Küçük şeylerle başlayabiliriz, demiş. Mesela evde kullanmadığımız ışıkları kapatabiliriz. Yürüyerek okula gidebiliriz. Çünkü her küçük adım, geleceğe yapılmış büyük bir yardım.
Çocuklar alkışlamış. Öğretmeni, Beren’e küçük bir madalya vermiş. Madalyanın üzerinde “Küçük Mucit” yazıyormuş.
O akşam Beren eve geldiğinde, Bilge Amca atölyede onu bekliyormuş. Argo da oradaymış.
— Beren, demiş Bilge Amca. Bugün bir çocuğa bilimi sevdirmek için küçük bir adım attın. Bu, bir mucitin en güzel başarısıdır.
— Argo’ya ne diyeceksin? demiş Argo, ekranı parıldayarak.
— Argo, demiş Beren. Sen bana bilimi öğrettin. Ben de bugün başka çocuklara öğrettim. Bu, dostluğun en güzel hali. Seni çok seviyorum.
Argo’nun ekranında küçük bir kalp belirmiş.
O günden sonra Beren, her hafta Argo ile birlikte bir kitap okurmuş. Bilge Amca küçük bir kütüphane kurmuş: robot bilimi, astronomi, çevre mühendisliği, biyoloji. Beren bu kitapları okuyor, Argo’ya özetliyormuş. Argo da ona yeni sorular soruyormuş.
Bir gün Argo sormuş:
— Beren, deniz neden mavi?
Beren düşünmüş. “Çünkü gökyüzünü yansıtıyor” demiş.
Argo “Doğru ama eksik” demiş. “Asıl sebep, suyun ışığı emme biçimi” demiş. Beren “Vay be” demiş. Her gün yeni bir şey öğreniyordu.
Bilge Amca, Beren’in ilerlemesini izler ve yüzü hep gülermiş. “Bir gün sen de büyük bir bilim insanı olacaksın” dermiş.
Beren utanmış ama içten içe hep o sözü hatırlamış.
— Argo, demiş. Sen gerçekten düşünebiliyor musun?
Argo kısa bir süre sessiz kalmış, sonra demiş ki:
— Beren, ben düşünüyorum ama senin gibi yüreğimle değil, verilerimle düşünüyorum. Asıl mucize, senin gibi yüreği olan birinin, verileri bir araya getirmesi.
Beren gülümsemiş.
Minik Robot Argo ve Apartman MacerasıAylar geçmiş. Beren büyümüş, ama Argo ile dostluğu hiç bitmemiş. Beren mühendis olmak istediğini söylemişti. Bilge Amca’nın atölyesi hâlâ çatıda duruyordu. Orada küçük robotlar, küçük motorlar ve biriktirilmiş binlerce bilgi vardı. Beren, Argo’ya her geldiğinde ona yeni şeyler anlatıyor, Argo da Beren’e yeni sorular soruyormuş. İkisi birlikte öğreniyor, birlikte keşfediyor, birlikte büyüyorlarmış.
Yıllar geçmiş. Beren, gerçekten mühendis olmuş. İlk işi, okulların çatılarına küçük güneş panelleri kurmakmış. Çünkü öğrencilerin karanlıkta kalmamasını istiyormuş. Küçük bir kızın küçük bir atölyede öğrendiği bir şeyi, büyük bir dünyaya taşımış.
Ve Beren yıllar sonra bir gün büyük bir mühendis olduğunda, çocuklara bilimi sevdiren küçük atölyeler açmış. Çünkü öğrenmişti ki: bir çocuğun en büyük hazinesi, merak etmek ve paylaşmaktı. Ve bir çocuğun en önemli kuralı, büyük işleri büyükleriyle, güven içinde yapmaktı.
Ve Argo da, enerjisi yettiği sürece, çocuklarla konuşmaya devam etmiş.
Ve yaşadılar, mutlu oldular. Çünkü bilim, sevgiyle büyüdüğünde en güzel meyvelerini verirmiş.
Sevgili çocuklar, siz de merak etmekten korkmayın. Bir kitap okuyun, bir soru sorun, bir deney yapın. Ama unutmayın: elektrik, ateş, kesici aletler gibi işler her zaman bir büyüğünüzün gözetiminde yapılır. Çünkü bilim, hem cesaret hem de dikkat ister. Ve en güzel icatlar, küçük fikirlerden doğar — yeter ki paylaşmayı, sormayı ve birlikte öğrenmeyi unutmayın.

Yorum Yap